şizofren mutluluklar

her  nefes biraz daha sessiz
hayata tutunduğum her nefes biraz daha sitemkar
bakışlarım biraz daha buğulu her saniye
hayat kararıyor...
adımlarım biraz daha kısalıyor her geçen gün
biraz daha geç kalabilmek için...
acılar her geçen dakika biraz daha güçlü
dalga geçercesine
kahkahasını atıyor aynaların arkasına gizlenmiş bulantılar...
düşünceler biraz daha yaklaşıyor ölümün o ıssız sessizliğine
dünden daha güçlü
dünden daha bilgili
dünden daha tecrübeli
dünden daha yorgun...
istek adına kalan tek şey
ölümün o ıssız sessizliği...
susmak acı verici
konuşmak can yakıcı...

18/12/2008 | Kategori: Bana ait | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

hayallerimin katili oldum

kelimelere anlam yüklemekten vazgeçtim
kendimi anlatmaya çalışmaktan
anlamaya çalışmaktan vazgeçtim
kağıttan bir gemi yaptım bugün
hayallerime dokundum
içine koydum
ateşe verdim denize bıraktım
yandı,nefes alamadı hayallerim
yok oluşlarını izledim
senin gibi,benim gibi
herkes ve herşey gibi
ateşe verdim bugün ümitlerimi
tüm sevinçlerimi uçurumdan attım..
katil oldum bugün
hayallerimin katili

14/12/2008 | Kategori: Bana ait | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

yalnızlık

gidiyorum yarın bu şehirden
öyle acılarımı bir köşeye bırakıp değil
yoldaşım olacaklar biliyorum
canımı acıtmaya devam edecekler
tıpkı senin gibi
senin gibi onlarda...
yalnızlık
mayhoş karanlık gecelerde tek can yoldaşımmış
hataymış yanımda olduğunu düşünmem
sende tüm iyi şeyler gibisin
dün vardın
bugün yoksun...
amaçlar birer aldatmacaymış
dokunduğunda yok olan baloncuklar gibi
hayatın karmaşasında, bu süslü oyunda
kendimizi kandırmak için oyalanmak adına kurulmuş küçük zavallı oyunlar....
güneşli bir kış günü yağan karlara yazı yazmak gibi hayat
karlar eriyinceye kadar mutlu
tıpkı eriyen karlar gibi mutluluk
arada bir oynadığımız
3-5 günlük aldatmaca...

14/12/2008 | Kategori: Bana ait | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

...

insan bazen yaşamında yıllardır öğrenemediği şeyi birkaç dakikada öğreniyor
olayların kırılma noktası
inancını kaybettiğin an
kazandığın an
bir kaybediş bir kazanış
peki hangisi daha üstün
geride bıraktığı duyguları için üzülmeli mi
artık umursamadığı için sevinmeli mi
vazgeçiren neydi
yıllardır her seferinde düşüp geri kalkmak isteğiyle doluyken
bu sefer vazgeçiren?
iyi miydi bu,
yoksa kötü mü?
her seferinde aynısı olmak zorunda mıydı
hayatlarımız bozuk bir plak gibi tekrar etmek zorunda mıydı
ve neden her seferinde aynı acıyı yaşamak için istekliydim
acı çekmeyi isteyen ben miydim yoksa...
ben miydim hatalı olan
her seferinde aynı acıyı yaşatanlar mı
ben mişim aslında istekli
son perde son sahne
siz mi kazandınız yoksa ben mi
şimdi uzaktan bakıp gülüyorum =)

12/12/2008 | Kategori: Bana ait | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Ben Kokan Satırlar

Anlamak bu kadar mı zordur bir insanı?
Kolay mı gözlerdeki sevgiyi öfkeye,nefrete çevirmek
Küçüktüm bir zamanlar
Kötülük nedir bilmezdim
Masum çocukça oyunlar oynardım
Çok küçüktüm
Ben çocuk oyunları oynardım
Ama hiç çocuk olmadım
Acıyla olgunlaşırmış insan
Ben kendimi bildim bileli hep olgunlaştım
Ama hala devam etmiyorum
Neden mi?
Masumluğumu kaybettim
Gözlerimdeki sevgiyi çaldılar
Artık masumiyet bakiri değilim
Alın sizin olsun hepsi
Bağışlıyorum onları size
Masum bakışlarımı saf düşüncelerimi
Çoktan dağıttım hepsini
Çöl ortasında susuz kalmış gibiydiniz
Karşınıza çıkan bir çocugun suyunu çalıyor gibi
İzledim…
Bakın artık bende büyüdüm
Ama hala sizden birisi değilim
Saf kötülüğü saf iyiliği hediye ettiniz bana
İyilik zaten hep vardı ama siz onu saklamamı sağladınız
Öfkenin nefretin tohumlarını attınız
O küçük saf çocuğa…
Suladım onları büyüttüm
Ama tek başıma değil
Her şey sizin katkılarınızla…
Arada birkaç iyi insan
Onlarda kendi hayatlarının kaygısına düşmüş.
Bir dünya kurdum
İçinde o küçük çocugu saklıyorum
Anahtarıysa bende değil
Bir gün açılır mı diye merak da etmiyorum
Madalyonun iki yüzüyüm ben
Diğer yüzüm kayboldu

10/12/2008 | Kategori: Bana ait | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Beni Çağırıyor Karanlık ! !

Önümde beyaz bir sayfa
İçimde kömürleşmiş bir benlik
Ne zaman üstünü örtüp
Gizlemeye çalışsam
Hep üste çıktı
Kararmışım bir kere
İflah olmam der gibi
Ve işte yine beyaz bir sayfa
Yine kömürleşmiş benliğim
Ben : kapatacağım, atacağım bu siyahlığı… dedikçe
O benimle savaştı
Bir bedende iki düşman olduk
Benimki küçük sevinçler
Ufak galibiyetler
Onunki derine inen sarsıntılar
Ben tokat attım
Oysa her seferinde yerin dibine gömdü beni
İtiraz edecekde halim kalmadı
Her seferinde kalktım da ayağa
Gidişinle kesti ayaklarımı
En çok vuranda
Aldırmayışın oldu
Ayağa kalkamamama üzülmedimde
Sende bir hiç olmak
Düşündürdü kalksam ne olacak?
Kesilmiş nasıl olsa ayaklarım
İyileşsede ne için kalkacağım?
Bir daha düşmek için mi?
Beni de kendine çağırıyor karanlık
‘’gel’’diyor
‘’her kalktığında yeniden düşeceğine
Bir kere kalk,bana gel
Parçalara ayır kendini
Kalmasın sende hiçbir parçan
Bana ver hepsini
Bende sana karanlığı vereyim
Düşünecek hiçbir şeyin kalmasın
Düşme bir daha
Bana gel…
Kalkmak yok
Düşmek yok
Hiçbir şey yok
Benliğin yok…

10/12/2008 | Kategori: Bana ait | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Susacağım

İnsanların arasına karıştım bu sabah
Fark ettim ki artık aralarında olmak bir çeşit işkence
Bakındım etrafıma
Farklı fiziksel görünümlerde yüzlerce insan
Oysa yok hiç birinin farkı
Ben farklıyım diye sessizce çığlık atanlar
Kendini göstermeye çalışanlar
Yüzlerce vücutta tek bir insan

Nefes almadığımı hissettim bu sabah
Nefes alamadığımı…

En iyi arkadaşım odam
Dört duvar arası yalnızlık
İçinde olmasam daha çok seveceğim
Oysa ne çok severmişim kendimi kandırmayı
Mutluluğun oyununu oynamayı
Oyun bitince anladım
Yıllar süren oyun son bulduğunda…
Şaşırtmamıştı hiçbir son bu kadar
İzleyenler bile tahmin ederken
Ben düşünemedim sonumu…

Kendime bıraksaydın keşke beni
Tam alışmaya başlamışken çalmasaydın güvenimi…

Bir figürandın oyunuma giren
Senarist, yönetmen ele geçirdin hepsini
Ve benden aldın başrolü
Giderken yıktın bütün oyunu
Sessizce gitmeyi başaramadın
Güven, inanç, sevgi
Çaldın hepsini…
Oyunumu oynayabileceğim bir boşluk bile bırakmadın…

Yarın sabah yine kalkıp hiç tanımadığım oyun alanlarına gireceğim
Kaçmak istesem de insanların arasından.. gidemeyeceğim !
Hep hayatımda olacaklar
Haykırmak istesem de hepsinin yüzüne
Hepinizden nefret ediyorum diye
Susacağım

Ve yarın hiç bitmeyecek
Her gün aynı oyunu seyredecek izleyenler
Ben içimde haykırırken, bilmeyecek hiç kimse
Ve bir gün son bulacak bu oyun
Silinecek bu beden yeryüzünden
Ne bir hatıra, nede hatırlanma isteği…

10/12/2008 | Kategori: Bana ait | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Yeniden doğuşun öyküsü

Kartal,kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.

Kartalın yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:

- Ya ölümü seçecektir,
- Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.

En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Son Yazılarım